babam için mi? kızım için mi? annem? beğenilmek için mi? kimin için bütün zaferlerim?
uzun zaman oldu yazamadım. Biraz mutsuzdum biraz yoğun biraz soğuk vurdu biraz da uyku. Bilgen Işık Karaşahin, benim için Bilgen Hoca, geçenlerde bir atölye yaptı, Kurtlarla Koşan Kadınlar için Çirkin Ördek Yavrusu masalı ve Estes yorumu hakkında konuştuk. Üreme merakı önünde sonunda kendine benzeyen bir canlı yaratma hevesi. Türün devamı.. Ama bilirsiniz çok kardeşli ailelerde, birisi biraz daha fazla kayrılabilir, ya da biri annesinin kızıdır, babasının kuzusudur, ilgi pastasının övgü pastasının en büyük dilimini kapar ya da biri günah keçisi değilse de işte diğeri kadar görünmez zaferleri. işte bizim çirkin ördek yavrusu. Belki annecik daha hazır değildi bebek yapmaya, ya da bebeği benzemiyor hayalini kurduğu bebeğe..
Ait olmak değerli olmak yuvası olmak evi olmak bağ kurmak dışlanmak ait olduğun yeri bulmak kendini dışardan görmek.. Şimdi burada çirkin ördekle ilgili derinlemesine düşünmeyeceğim, tüm sorulara yanıtlarım da yok zaten.
bir soruyu bir süredir kafamda evirip çeviriyorum. Değerli olmak?
Beni değerli yapan ne? İnsan olmak beni değerli yapar mı öylece, kendiliğinden?
Mafya babasına, uyuşturucu kaçakçısına, kadın tüccarına, öyle kendiliğinden sen değerlisin diyebilir miyim? Şu, Cem Yılmaz’ın Do Not Disturb filmindeki Peri ablacığım gibi sen değerlisin sen değerlisin de değerli diyince değerli olmuyor insan birden bire.
Değeri başkası mı bize verir, biz de kendimize verebilir miyiz? bu soruyu salt var olduğum için kendi değerime yaslanabilecek cevabı hiç veremedim. Bir şeyler başarmam, iyi insan olmam, son zamanlarda iyi anne olmak da girdi işin içine, başka ne gerekiyor, biraz güzel biraz hanım hanımcık da olursam… ay bi dakika bu hanım hanımcık kısmı tam da ben değil gibi. ben biraz daha deli dolu seviyorum böyle oyuncu dalgacı kahkahalı.. neyse bunlar değersiz yapmaz beni.. pekibeni NE değersiz yapar…
Düşünüyorum, düşünüyorum… insanlık onuru, insan hakları, eşitlik özgürlük kardeşlik yok bi dakika.. herkes insan olduğuna göre Hitler de değerli miydi? ya da kendiyle birlikte 900 kişiyi ölüme sürükleyen şu tarikat lideri Jim Jones, ya da bizim Kedicikli Adnan Hoca..
Değerli olmak ekonomik de bir terim sanki, yani altın ile çelik bir değil. Bir karşılığı var değerin karşıda, bir değiş tokuş mu gerekli - değerimi görmem için karşılığında bana değerli hissettirilmesi mi gerekli? Sevgi için başarı değiş tokuşu mesela bana değerli hissetmek için yapılan bir sessiz içsel anlaşma gibi. tek sorun anlaşma tek taraflı ve sevgisini istediğiniz kişi belki de başka bir dönüşüm aracı istiyor, seks? yani siz başarılı olunca alacağınızı umduğunuz sevgiyi alamayabilirsiniz, ve bunu yeterince başarılı olmadığınıza yorabilirsiniz, değerinizi fiziksel güzelliğinizle de eşleyip, elmacık kemikleri doldurtabilir ya da saç ektirebilirsiniz Ajda Pekkan gibi konuşamayacak kadar güzel olabilirsiniz.. İyi ama siz de belirlemiyorsanız değeri, karşıdaki herkese göre de şekil alamayacağınıza göre değeri yaratan nedir?
Ya da Hitler öldüğünde üzülmemeyi, hatta mutlu olmayı üreten ne? Ben öldüğümde kimler üzülecek, sevinen olacak mı? Babanın mirası için ardından kavga eden çocukları için babaları değersiz miydi gerçekten yoksa öldükten sonra mı para daha değerli oluverdi zaten giden gitti?
Ben değerli miyim sorusuna evet her şeyden bağımsız evet diyebilmek isterdim. Bu soruyu sorduğum zaman gözümün önüne hastaneden eve yeni gelmiş bebek İlke’yi getiriyorum. Heyecanla kucaklanmış, minik, muhtaç, aciz ama değerli. Hiç bir şey yapmasına gerek yok değerli olmak için.
Biraz büyüdüğünde nasıldı hatırlamıyorum ama şimdi minik bir kızım var ve “toplumsal normlara uyumunu”nu pekiştiriyoruz, yemek yediğimiz sofraya ayak uzatılmaz. hayvanların canı acıtılmaz. ellerimiz sevmek içindir bizim evimizde kimse kimseye vurmaz. paylaşmak güzeldir. ne kadar çok arkadaş o kadar çok eğlence. karşındaki şakana gülmüyorsa (üzüldüyse) şakan kaka olmuş. giderek giderek bizim beklentilerimiz üzerinden değerini tanımlayacağını görmek ne ağır yük.
Büyürken benim değerimi ben ne ile ölçmeye başladım? O minik muhtaç aciz bebek artık bazı eylemlerinin sonucunda kendine değer katabilir oluyor, ya da değersizleşebiliyor. Ama değer bir alışverişin parçası ise kendine kattığını sandığı değeri her zaman katabiliyor mu ya da hak etmediğini düşündüğü değeri gerçekten yok mu? Diyelim harkulade piyano çalan bir değerimiz ömrünü buna adayıp bu değeri kendine katmış ama ikili ilişkilerinde hoyrat bencil düşüncesiz saygısız ise ikili ilişki içinde hala değerli midir acaba?
Değeri besleyen belirleyen bağ mıdır acaba? Niyet midir? düşünüyorum? Değerimi değdiğim, bağ kurduğum kişiye ve/ya yola verdiğim emek mi belirler acaba? Ya verdiğim emeği kuru bağa yaban ota veriyorsam yeşermiyorsa bahçem benim verdiğim emek değersiz midir, kalbine dokunamadığım biri kırıyorsa kalbimi? Yeşermese de iyi niyetle ektiğim tohumlar attığım adımlar beni değerli kılar mı derdiniz?. Bi Modigliani olmasak da kilden hamurumuzun boynu kopsa da yazdığımız 3 satırın bir anlamı olmasa da … Hitler kendi niyetini iyi sandığında kopuyor film. Kendi değerimi ben belirleyebilir miyim? Sizce?


Benim için değerlisin İlkecim. PS: Diğer sorularının yanıtlarını bilmiyorum :)
Tabi narsizm ve değersizlik hissi noktasına gelemeden yazamaya ayırdığım süre bitmiş. Belki ikincisinde burayı deşeriz biraz?